Dün aşırısı fazla sevdiğim hatta sevmek kelimesinin yetmediği nadir öğretmenlerden olan öğretmenimin seminerine gittim.
Koşulsuz kabul:AŞK.
Evet biz biraz aşktan, biraz Freud'dan, biraz Lee'den,biraz Leyla ile Mecnun'dan,biraz Yusuf ile Züleyha'dan, çokca Fuzuli'den bahsettik. Sonra Freud'u yok saydık, daha doğrusu yalancı çıkardık,kabul etmedik,tüm salon hep birlikte Freud'u saygıyla andık! Lee eksik kalır mı peki? Onun da pek tabii canını cehenneme gönderdik.
Çünküsü aşk biraz da anlatamamaktı.
Yavuz'un mısralarında kaybolduk:
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek "
Yahu bu kadar aşktan bahsetmişken aşkı bir de kendinden dinleyelim:
https://www.youtube.com/watch?v=JYC1vriquAQ
Hani sorgulanmaz ya Leyla mı yoksa Mecnun mu daha acı çekmiştir dedik.Kendimce Leyla'da karar kıldım. Gizli olan yada söylenmemiş söylenmeye fırsat bulunamamış kelimeler,duygular her zaman en kıymetliydi benim gözümde.
Neyse...
Son olarak; yandığı kadar yakamaz insan.
Evet günaydın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder